Women’s Fitness Yazılarım & Tabağını Sıyırmaktan Vazgeç, İnce Olmayı Seç …

IMG_5491

Çevrenizde, her şeyi yemesine rağmen zayıf kalan insanlar mutlaka vardır. Bunun birçok nedeni olabilir, ancak en önemli nedeni,  bir türlü vazgeçemediğiniz, hatta doğru olduğuna inandığınız ‘’ Alışkanlıklarınız’’

Ve ikinci bir hata, zayıflamaya odaklanmak. Mesele zayıflamak değil, sağlıklı beslenmek. Yağ oranını doğru şekilde dengelemek. Zayıf ama yağ oranı yüksek, dengesiz bir bedende hiç iyi değildir. Bunu unutmayın. Ve işin güzel yanı, formülü çözerseniz, keyif aldığınız gıdalardan uzak kalmanız gerekmez.

Haydi, bir az hayal edelim. Hep zayıf kalan ve çok yediğini düşündüğünüz bir arkadaşınızı hayal edin. Vücudunuzun en önemli öğünü olan kahvaltıyı, siz poğaça ya da simit ile geçirirken, yan masanızda çalışan arkadaşınız, evden getirdiği tostu yiyor, ya da kocaman bir kâse çilekli ve bademli yoğurt, belki iki tane haşlanmış yumurta yanında, domates, salatalık. Oysa siz sadece simit yediniz. Kalori olarak fazla, bedeninizi doyurmayacak, tek yönlü, karbonhidrat olduğu için anlık enerji ihtiyacınızı karşılayıp anında tükenecek. Aksine açlık sinyallerini arttıracak ve öğlen yemeğine kadar mutlaka atıştırmanıza neden olacak bir tercih. İlla simit yiyecekseniz, yanına peynir, salatalık gibi destekler ekleyin ve yarım yiyin.

Arkadaşınız, Öğle yemeğinde bütün yemeklerin tadına bakıyor. Akşam dışarı çıktığınızda etini, salatasını, zeytinyağlısını yiyor. Ama… Yine sizden zayıf.  Siz zaman, zaman aç gezmenize,  hatta neredeyse hiçbir şey yememenize rağmen,  hala istediğiniz kiloda değilsiniz.

Ve genelde bu tip akşamların sonu şu cümleyle biter. Ne yerse yesin kilo almıyor, ben su içsem, yarıyor. Peki Neden? Hiç bu soruyu kendinize sordunuz mu? Olası ki hayır? Dünyada yaklaşık 7,5 milyar insan yaşıyor. Zayıf olan herkesin metabolizması sizden hızlı mı çalışıyor? Üzgünüm bu sorunun cevabı da  ‘’ Hayır ‘’. Gıdalar ve beden arasındaki matematiği keşfedin, yeter.

Bedeninize,  gerekeni, gerektiği kadar, gereken sürelerde verin.  Gerisini, bugüne kadar olduğu gibi bedeniniz halleder. Öylesine yemek yiyemezsiniz. Öylesine toplantı notu hazırlamadığınız, sınava hazırlanmadığınız ya da öylesine konuşmadığınız gibi. Her şeyi yaparken düşünüyoruz, peki yiyeceğimiz besinleri seçerken?

Üstelik dengesiz beslenme, bilinçsiz rejimler bedeninizin balansını iyice bozuyor.  Vücut, sizi korumak ve sizin için en iyi olan şeyi yapmak için programlanmış mucizevi bir makinadır. Siz dengesizleştikçe o dengeyi korumak için önlemler alır. İlk önlemi genellikle,  ne yazık ki yağları tutmaktır. Bunun birçok nedeni var. En önemlisi kanın Ph oranını dengede tutmak, yani vücudunuzun en önemli sıvısını Alkali halde olmasını sağlamak. Bunun için, kalbe en yakın bölgede yağ biriktirmek.

Fabrikanın yöneticisi olarak, ağzınıza attığınız her şey sizin kontrolünüzde olmalı, çalışma hızı da. Bu ne demek? Ne yediğiniz kadar, belki daha da önemlisi, ne kadar, ne aralıkla, hangi hızla ve düzende yediğiniz.  Yanmış yağlar, karbonhidrat, şeker, paketlenmiş hazır gıdalar ile beslenerek sağlıklı kalamazsınız. Doğaya ne kadar yakın olursanız, doğal halinizi o kadar iyi korursunuz.

Diyelim gün içinde hiçbir şey yemediniz, yatmadan bir kâse ceviz ve bir paket çikolata ya da alkol aldınız.  Peki, bütün bu enerjiyi bedeniniz uyurken nasıl yakacak? Hiç düşündünüz mü?  Üstelik vücudunuz bunları sindirmek için, gece uyurken hücrelerinizi onarmakla uğraşamayacak. Alın size çift yönlü zarar.

Mesele sadece alışkanlıklar demiştik.  Beden hiçte karmaşık değil aslında. O ne yapacağını çok iyi biliyor. Kafası karışan, doğal olandan uzaklaşan, biziz.

Sabah uyandığınızda bedeninizi 3-5 dakika hareket ettirir misiniz? Hafif bir esneme. Güne, başucunuzda sizi hazır bekleyen suyu içerek mi başlarsınız? Saati son ana kurmak yerine,  biraz erken kalkıp,  iki yumurta haşlayarak, üstüne sızma zeytinyağı döküp, doğru düzgün bir kahvaltı yapıyor musunuz? Hem de keyifle. Kahvaltıdan sonra, ağzınıza bir nohut tanesi dahi almadan, 5 saat sindirim sisteminizin çalışmasına ve yağları yakmasına izin veriyor musunuz?  Tamamlayıcı öğün olan öğle yemeğinde, mümkün olduğunca dengeli seçeneklerle mi besleniyorsunuz?  Protein ve sebzeler olan bir tabak mı var önünüzde? Yoksa hamburger, tavuk döner, ekmek arası herhangi bir şeyle geçiştiriyor musunuz? Yemeklerinizi ardınızdan atlı koşuyor gibi mi? Yoksa sakin, bolca çiğneyip sindirime hazır hale getirerek, sindirim süresini kısaltmaya ve sindirim sisteminizin çalışmasını kolaylaştırmaya yardımcı olarak mı yiyorsunuz?

‘’ Ekmek yemezsem doymam’’ , Türk Şehir Efsanesine hala inanıyor musunuz? İhtiyacı olursa, hücreler karbonhidrat üretir. Endişeniz olmasın. Hiç yemeseniz bile, birçok besinin içinde karbonhidrat zaten var, yeter de artar bile. İlla yiyecekseniz, ağzınıza ilk attığınız lokma asla karbonhidrat olmasın. Mutlaka protein ile başlayın ki metabolizmanız ona göre, yani protein sindrime hızı ile çalışmaya başlasın.

Çorbanın, doyurucu ve sağlıklı yapısını öğlen ve akşam yemeklerinizde mutlaka kullanın. Akşamları, vücudunuza hayvansal proteinler yükleyip, öğlen yemeğinden beri uğraşıp depoladığı ve siz uyurken hücrelerinizi yenilemek için hazırladığı mucizeleri kullanımını durdurmayın. Çünkü yediğiniz proteinleri öğütmek için,  çalışmak zorunda kalacaktır ve bu işlem en az 5-8 saat sürer.  Nerede enerjiye ihtiyaç varsa, vücut oraya yönelir unutmayın. Bu nedenlerle akşam öğünlerinizde, sebze ve sıvı gıdalar tüketmek metabolizmanızı rahatlatacaktır.

Doktorunuz ayrı bir şey tavsiye etmediyse, 3 öğün ve minimum 5 saat arayla yiyin. Mümkünse her öğün tek bir çeşit protein tüketin.  Aralarda nohut kadar dahi bir şey yiyip, sindirim sisteminizi başa döndürüp, düzeni bozmayın. Çok aç hissederseniz, doyurucu bir sıvı tercih edin. Ayran gibi. Ekmek yiyecekseniz, çavdar ve ya tahıllı olanları, ince iki dilim olarak tercih edin. Makarna, patates püresi vb. gibi şeyler yiyecekseniz, ekmek yemeyin. Kahvaltınızı çeşitlendirin ve iyice doyun. Öğle yemeğinizde, bedeninizin uyurken sizi yenilemek için ihtiyaç duyduğu, hayvansal protein ve sebzelere ağırlık verin. Akşamları ‘’ Aç mıyım? ‘’ diye kendinize sorun. Eğer, kahvaltı ve öğlen yemeğinde doğru yediyseniz çok aç hissetmeyeceksiniz.  Çorba, salata, sebze yemekleri ve zeytinyağlılarla karbonhidrat almadan öğünü bitirin. Uyumadan 4 saat önce yemeyi kesin. Şekersiz sıvılar almayı deneyin. Aç hissettikçe su için. Çünkü beyinde açlık ve susuzluk sinyalleri çok yakındır. Yanlış alarm olabilir. Su içip biraz beklediğinizde açlık hissi geçecektir. Su içmek için susamayı beklemeyin, kışın, yaz aylarında olduğu kadar susuzluk hissetmezsiniz. Yağlı yemişlerden günde birkaç tane yemeyi unutmayın asla bir kâse değil.

Tabağı sıyırmaktan, dışarıda yemek yerken, önden gelen,  zeytinyağı ve ekmeklerden, tabağın yanındaki kızarmış garnitürlerden, aralarda yediğiniz paketli bisküvi, mısır ve çerezlerden, şekerli gazlı içeceklerden vaz geçin, hemen geri gönderin ya da baştan uyarın, hiç gelmesin.

Bir gün fazla kaçırdıysanız, ertesi gün dünden kalanları harcaması için bedeninize izin verin ve çok hafif beslenin ki depolar boşalsın. Yoksa üst üste yığılır. Ve yağlar depolanır, giderek bu kilolardan kurtulması zor olur. Ve lütfen, yürüyün, bunun için fırsatlar yaratın. Bir durak önce inin, asansörden vazgeçin.  Evinizde yemek yapmaya başlayın. Basit olsun, önemli değil. İçinde ne olduğunu kontrol ediyor olmanız daha önemli.

 

No comments yet, be the first to leave one!

You must be logged in to post a comment.